6 Kasım 2012 Salı

sıcacık bir mekan...

                                                                   mekanın -e hali

                                                               mekanın -de hali

                                                         mekanın -den hali

Aşk yaşıyorum mekanla sanki....Öyle sıcacık ki..ister sevgilini-eşini al git iki kadeh şarap iç....ister bir akşam üstü arkadaşınla tatlı tatlı sohbet et bir fincan kahve yanında...
  Pijamalarımızı giymiş tatlı tatlı "yalan dünya" izlerken ani bir telefonla dışarıda bulduk kendimizi..dedik dostlara -çok uzaklara gerek yok gidelim şu tatlı mekana- onları da kattık tein cafe severlere biz çıkalım kerevetine( ne demekse şimdi bu !!)

29 Ekim 2012 Pazartesi

instagram



O mucize insanı,Atamı saygıyla anar,29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı ve bir gün itibarı ile geçmiş kurban bayramımızı da kutlarım...veeeeeeeeeeeeeeee
  bir merhaba da instagrama diyor; benim henüz bir kaçını bulabildiğim arkadaşlara sevgilerimi iletiyor...kullanıcısı olan arkadaşlara "morpuanlipembecorap sizi bekler" diyorum:)
(bu arada bana yardımcı olan çokoprensese katkılarından dolayı teşekkür ediyorum)

19 Ekim 2012 Cuma

mim..."üç küçük mutfak kırıntısı"...mim


       Üç küçük mutfak kırıntısı...belki minik bir havlu,belki patates sepeti belki de çorba kasesi?



Cup cake'li panom, kurbağa magnetim ve inekçik..mutfağımın üç küçük kırıntısı...sizleri de mimliyor merakla bekliyorum.
                      sevgili ;      sevilin denizi
                                        kelebeğin gözünden
                                        biraz elif biraz ada
                                        boşnak kızı
                                        denizin yıldızı
                                        emreyle hayat
                                        oytunla hayat
                                        otuz şirin yıl
                             ve       şepşeker..........



15 Ekim 2012 Pazartesi

istinye...


                                           Öyle uzaktan uzaktan...hiç konuşmadan.....
     İstinye..kıpırdanan boğazını değil konuşmadan anlattıklarını seviyorum.Tüm heybetiyle ben burdayım diyen köprüsünü değil hatırlattıklarını seviyorum. Kim bilir hangi hayatları aydınlatan neonlarını değil melankolisini seviyorum..

     Balık ekmeğini seviyorum....


Işıklarının sudaki aksini seviyorum...


11 Ekim 2012 Perşembe

!!zamansız mutluluklar dedim ben

     "  o neeeeeeeeeeeeeee? inanmıyorum "diye çığlıkla karşılanır mı misafir? Evet tam da buydu yaptığım...Hikaye şöyle başlamıştı ; hayat en sıkıcı haliyle uğrar ya bazen..hani çalışsan da,camdan da baksan,markete de gitsen,oje de sürsen sıkılırsın ya işte tam bu durumu yaşayan çok sevgili arkadaşıma "benim puzzle ım senin puzzle ın olsun" dedim belki işe yarar..Ama en korkunç olan şey başa gelir,her parça oturur yerine sadece ve sadece 3 koca eksik! 1000 de 3.Bütün heyecan diplerde...Aradaaaaaannn haftalar geçer bize gelmek üzere zili çaldıklarında ellerinde eksiksiz bir tablo hem de çerçevelenip hediye olarak geri gelmiş.
                                            Ebru ve Melihe sevgilerimi yolluyorum

                                             
                            Aynı kendi gibi full enerjili beyaz kelebek Gamzeye de sevgiler

7 Ekim 2012 Pazar

Madame Coco..


"Pamuğun duygulara hitap eden yumuşak dokusunu kendine özgü yorumu ile Paris' ten İstanbul'a ılık bir esintiyle taşıyor"......
            diyor Madame Coco! Günlerdir devam eden % 50+%20 indirim ne kadar almamaya direniş göstersem de dün itibari ile beni mağlup etmeyi başardı..Hem de salgın hastalık gibi birken iki ikiyken üç olduk evdeki çay partisini orda sonlandırdık..Ama güzel bir amaca da hizmet etmiş oldu..Yakın bir zaman sonra dünya evine girecek arkadaşımızın çeyizindeki eksik parçaları tamamladı..Tabii bizler de  maksat adet yerini bulsun diye azıcık,minicik,küçücük havlucuklar alalım bari dedik(  tamam her şeyi itiraf ediyorum ordaki herşeye sulandım)..

                                                                  My new babies

2 Ekim 2012 Salı

Garipçe...


                                            az...  çok az..' ın verdiği huzur!  Garipçe

28 Eylül 2012 Cuma

...................


.............söndürmüşüz feneri salaş bir balıkçıda
.............rengimizi sıyırmış ta...
.............vur kadehi ustam bu gece de sarhoşuz!  modundayım birkaç zamandır.Nedensiz sebepsiz bir yorgunluk,tanımsız zamanlar içindeyim... öylece camdan ötesine bakıyor kimi gerçek kimi sahte devinimleri izliyorum..
Çalışmak iyi geliyor, ha bir de şu an itibari ile gerçekleşen sebebini anlayamadığım hiç tanışmadan enerjisini iki üç cümle ile aktaran çok sevgili "sevilin denizi" enerji, kıpırtı ,tıkırtı kavramlarını hatırlattı sanki..Anlayamıyorum gerçekten nasıl oluyor da bu kadar enerji alıyorum..öylesine açmıştım ki bilgisayarı hiç dönmeyecek sandığım enerjimi (en azından kırıntılarını) yakalar gibi oldum..Sevilcim sevgilerimi yolluyorum sana...

13 Eylül 2012 Perşembe

ORTAKÖY....


                                                    Ortaköyde bir akşam üzeri....
Özgürce  ve sereserpe at adımlarını..İster el salla boğazın telaşlı sularına ister öylece kal! Çevir başını sokaklara, dokun..satın almasan da dokun işte! al hevesini...Elinin gittiklerine göre karakter tahlili yapan burnu hızmalı,"sokakta hayat var "sloganını bedenine tam oturtmuş tezgahtarlara gülümse...Nefes al..öyle derin derin değil bir çırpıda al ki enerjinin zerresi bile ziyan olmasın..Yaşadığını unutma,unutma ki daha çok yaşa........





10 Eylül 2012 Pazartesi

ve hoşgeldin dedi İstanbul...

Her tatili iple çeker ,çokça dinleneceğim umuduyla yapılan planları uygular, uygulamanın verdiği yorgunlukla dinlenmek üzere döneriz evimize..Tıpkı geçen yıllar gibi bu yıl da uzuunca bir tatilin ardından koşa koşa geldim evime..Nasıl da özlemişim-hatta buzluktaki üzüm kalıplarımı bile özlemişim- desem mübalağa etmiş sayılmam..Her eylül minicik te olsa  küçük dokunuşlarla bir yenilenme geleneği yaratmıştım...Tatille ruhumu yeniler,dönüşte de yaşam alanımı tazeler o küçücük değişimlerle büyük sevinçler yaşardım kendi kendime...
     Ama bu yıl tuhaf bir duygu vukuu buldu hücrelerimin derinliklerinde! Biraz düşündükten sonra buldum galiba adını!! Evet evet ben 30 yaş sendromuna girmiştim..Renkler beni boğmaya başladı..Halılar üstüme üstüme geldi nedense...Sadece beyaz görmek istiyordum..ve gözüme ilk çarpan şeyi beyaz yapmaya karar verdim ve hala içinden çıkamadığım bir dağınıklığın içindeyim...
   Tabii bu süreç içinde kaybolmuşken koşa koşa geldiğim istanbul,ayılıp bayıldığım istanbul...trafik çilesi koymuşlar adını bense "intihara teşebbüs anı" diyorum, tam 4 saatte Ümraniyeye geçmemize izin verdi..En keyifli halimizle  evimizden çıktığımızda saat 17.30, arkadaşlarımıza vardığımızda saat 21.40 civarındaydı...
  Ve İstanbula döndüğümüzün gerçek kanıtıydı...